ABD ve Rusya Suriye'den Çekilirse...Değişen Tehdit Ortamında Türkiye Ne Yapmalı?
Terörle mücadele artık yalnızca silahlı çatışma alanlarında yürütülen bir faaliyet değildir. Günümüzde terör tehdidi; sınır güvenliği, göç, hukuk, finans, sosyal yapı ve uluslararası güç dengeleriyle iç içe geçmiş çok katmanlı bir güvenlik problemine dönüşmüştür. Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya, bu dönüşümü en erken ve en sert yaşayan ülkelerden biridir.
Bugün Suriye ve Irak sahasında yaşanan gelişmeler, klasik terör örgütlerinin zayıfladığı ancak terör ağlarının daha görünmez ve karmaşık hâle geldiği bir döneme işaret etmektedir.
1. Tehdit Değişti: Topraktan Ağa
Geçmişte terör örgütleri belirli bölgeleri kontrol eden, sınırları ve kampları olan yapılardı. Bugün ise tablo farklıdır:
-
Terör örgütleri toprak tutmak yerine ağ kurmayı tercih etmektedir.
-
Silahlı çatışmadan çok lojistik, finans ve insan kaynağı ön plana çıkmıştır.
-
Aile bağları, sosyal çevreler ve kayıt dışı yapılar örgüt sürekliliğinin taşıyıcısı hâline gelmiştir.
Bu nedenle terörle mücadelede başarı, sadece silahlı unsurların etkisizleştirilmesiyle değil; örgütün kendini yeniden üretme kapasitesinin kırılmasıyla ölçülmelidir.
2. Türkiye Açısından Güncel Risk Alanları
Bugünkü şartlarda Türkiye için öne çıkan başlıca risk alanları şunlardır:
a) Sınır Ötesi Boşluk Riski
Suriye’de ve Irak’ta dış aktörlerin askerî varlığını azaltma veya yeniden konumlandırma ihtimali, yerel güvenlik boşlukları yaratabilir. Bu boşluklar, terör örgütlerinin yeniden organize olabileceği alanlara dönüşme potansiyeli taşır.
b) IŞİD Sonrası Dönem Riski
IŞİD’in sahadaki askerî gücü zayıflamış olsa da, örgüte bağlı veya sempatizan ağların tamamen ortadan kalktığını söylemek mümkün değildir. Tutuklu transferleri, kampların dağıtılması ve kontrol değişimleri geçiş dönemlerinde risk üretir.
c) Makyajlanmış Yapılar
Terör örgütlerinin isim, yapı veya statü değiştirerek varlıklarını sürdürme çabaları, hukuki ve siyasi süreçleri karmaşıklaştırmaktadır. Bu durum, mücadelede netlik ve ölçülebilirlik ihtiyacını artırmaktadır.
d) Göç ve Toplumsal Baskı
Bölgesel istikrarsızlıklar doğrudan göç hareketlerine yol açmakta; bu durum hem güvenlik hem de toplumsal huzur açısından dikkatli yönetilmesi gereken bir alan oluşturmaktadır.
3. Terörle Mücadelede Hukuka Uygunluk Neden Kritik?
Terörle mücadelede hukuk, bir kısıt değil; meşruiyet ve sürdürülebilirlik aracıdır.
-
Hukuka aykırı uygulamalar, terör örgütlerinin propaganda alanını genişletir.
-
Toplumsal ayrışma, örgütlerin insan kaynağına dönüşebilir.
-
Uluslararası alanda meşruiyet kaybı, mücadelenin siyasi zeminini zayıflatır.
Bu nedenle Türkiye’nin mücadelesi, sert ama ölçülü, kararlı ama hukuka bağlı olmak zorundadır.
4. Türkiye Ne Yapmalı? (Stratejik Çerçeve)
1️⃣ Sonuç Odaklı Güvenlik Yaklaşımı
Terörle mücadelede başarı; niyet beyanlarıyla değil, somut sonuçlarla ölçülmelidir. Entegrasyon, normalleşme veya çözüm gibi süreçler ancak silah, kadro ve organizasyonel kapasitenin ortadan kalkmasıyla anlamlıdır.
2️⃣ Önleyici Güvenlik ve Erken Uyarı
Günümüz tehdidi çoğu zaman eylemden önce finans, barınma ve temas ağları üzerinden şekillenir. Bu nedenle önleyici güvenlik, mücadelenin merkezinde yer almalıdır.
3️⃣ Kurumlar Arası Entegrasyon
Terörle mücadele yalnızca güvenlik birimlerinin değil; göç, adalet, mali denetim ve sosyal politikaların eşgüdüm içinde yürütülmesini gerektirir.
4️⃣ Uluslararası İş Birliğinde Şartlılık
Türkiye, uluslararası aktörlerle iş birliği yaparken süreç değil sonuç esaslı hareket etmelidir. Geçici mutabakatlar yerine, sahada karşılığı olan uygulamalar talep edilmelidir.
5️⃣ Toplumsal Dayanıklılık
Toplumun terör tehdidine karşı bilinçli ve dirençli olması, mücadelenin en az askerî boyut kadar önemlidir. Ayrıştırıcı dil yerine birleştirici ve hukuka dayalı bir yaklaşım benimsenmelidir.
5. Sonuç: Sessiz ama Kararlı Mücadele
Türkiye’nin karşı karşıya olduğu terör tehdidi, geçmişe kıyasla daha karmaşık ancak aynı zamanda daha yönetilebilir bir yapıdadır. Bu, aceleci ve sert reflekslerden ziyade; uzun soluklu, sabırlı ve akılcı bir mücadeleyi zorunlu kılmaktadır.
Terörle mücadelede esas başarı, tehdidin görünür hâle gelmeden önlenmesidir.
Bu da ancak güçlü devlet refleksi, hukuki meşruiyet ve toplumsal dayanıklılıkla mümkündür.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; yüksek ses değil, yüksek isabettir.
Bu metin, açık kaynaklara dayalı analitik bir değerlendirme olup herhangi bir kişi, kurum veya grubu hedef alma, yönlendirme ya da operasyonel bilgi içermemektedir.

Yorumlar
Yorum Gönder